Covid 19 ile Gelen 2021 Daha İyi Olur mu?

Buraya tüm sayfalarda çıkacak size özel slogan veya tamamlayıcı bir yazı alanı

2020, Covid19 salgınını yönetmeye çalışmakla geçti. Her boyutuyla ‘öngörülemeyen’ bir yıldı. Topyekün mücadele gerektiren böyle bir konuda küresel bir liderlik yada iş birliği göremedik. Deyim yerindeyse her koyun kendi bacağından asıldı. Aşı bulunması ve dağıtılması ciddi koordinasyonsuzluk ve uyumusuzluğun örneğiydi.  Dünya sağlık örgütü üzerine düşeni yapamadı, liderlik gösteremedi. Pandemiden önce dünya liderliğine oynayan Çin’in aslında hazır olmadığını gördük. Trump yönetimindeki ABD ise pandemi ile mücadelede kelimenin tam anlamıyla çuvalladı, vaka sayısı aralık ortası itibarıyla 16 milyonu geçti ve can kaybı 300 bine yaklaştı. Bu başarısızlık Trump’ı başkanlıktan etti.  Avrupa’da kendi derdine düştü dünya ile bağlantıyı kesti. Pandemi yönetiminde sınıfta kalan dünya şimdi 2020’den devraldığı bu enkazla başa çıkmak için küresel işbirliklerine dönmek zorunda. Bu yüzden 2021 küresel bir değişimin beklendiği bir yıl. Biden’ın iktidara gelişi de bu değişim beklentisini alevlendirdi.

Nasıl bir Küresel Değişim?

Herşeyden önce, bu yıl öngürülebilir politikalara dönüş yılı olacak. Salgının yarattığı belirsizliğin yanısıra Trump’ın başında olduğu bir ABD yönetimi dünyada  dengeleri değiştirmişti. Şimdi sistemde taşların önce yeniden yerine oturması ve yeni işbirliği alanlarının oluşması beklenebilir. İyileşmenin etkisini 2021’in ilk çeyreği Nisan’dan itibaren hissetmeye başlayacağız. Aşılamaların önemli kısmı yapılmış ve dünyaya yayılmış olacak.  Ancak iyileşmenin kalıcı olabilmesi için ‘senkronize ve güçlü bir toparlanma’ olması gerekiyor. Dünya Sağlık örgütünün güçlendirilmesi ya da oluşturulacak yeni bir platformda bu konuda gerçekleştirilecek işbirlikleri pandeminin sağlık boyutundaki mücadelenin etkinliği için çok önemli olacak. Bu çerçevede ilk olarak Ocakta koltuğuna oturacak Biden yönetimindeki ABD’nin Dünya sağlık örgütüne yeniden katılması, aşı ve tedavilerin gelişimi ve eşit dağılımına ilişkin vereceği destek  küresel işbirlikleri açısından önemli olacak.  Sonraki aşamalarda da  özellikle dünya sisteminde taşların yerine oturması için 4 temel alanda küresel bir değişim ve işbirliğine ihtiyaç var. Ekonomi, ticaret ve teknoloji, dış politika ve iklim.

Ekonomide iyileşme

2020’nin başlarından itibaren hızla düşen dünya ekonomisinin yükselişi  tamamen özel sektör risk iştahına bağlı olacak. İkinci dalga dediğimiz Ekim 2020’den itibaren dünyada yeniden artan covid 19 vaka sayıları 2021’de normale dönüş hızımızı yavaşlattı. Yeni salgın vakalarının ekim ayında artmasıyla birlikte bir çok ülkede ekomik kısıtlamalar yeniden başladı. 2021’in 2. Çeyreğinden itibaren hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan ülkelerde büyümenin hızlandığını görebiliriz. Böyle bir senkronize bir toparlanmayı en son 2017 ‘de gördük.

Pandeminin bu kadar güçlü olması ve uzun sürmesi, küresel ekonominin sanıldığı kadar zayıf olmadığını gösterse de küresel ekonomi üzerinde özellikle büyüme ve işsizlik tarafında kalıcı izler bıraktığını göreceğiz. 2021 de keskin bir toparlanma olsa dahi ekonomiler planlanandan %5 daha küçük olacak gibi görünüyor. IMF ekonomik görünüm raporundaki beklentiler de buna işaret ediyor.

 

IMF Küresel Ekonomik büyüme öngörüsü

 

Nisan

Haziran

Ekim

2020 %3.0 %4.9 %-4.4
2021 %5.8 %5.4 %5.2

Kaynak:IMF

Covid 19 da ilk kısıtlamaları uygulayan ülke olan Çin için 2021’de %9, 2022’de %5.4 büyüme bekleniyor. Çin dışında gelişmekte olan bazı pazarlarda covid 19’un tedarik zincirinde yarattığı dinamikler nedeniyle ‘yükselen pazarlar’ var ve bunlar küresel büyüme hızını olumlu etkileyecekler. Örneğin Kore ve Tayvan gibi ticarete bağımlı ekonomiler halihazırda iyileşme sürecine girdiler Hindistan ve Brezilya gibi büyük ve daha fazla iç talebe yönelik  ekonomilerde bazı  rakamlar Covid19 öncesi seviyeleri aştı ve bir önceki yıla göre pozitif büyüme kaydediyorlar. Hindistan’ın 2021’de diğer tüm ülkelerden %8.8 daha yüksek bir toparlanma kaydededeceği tahmin ediliyor.

İşsizlik tarafındaysa rakamlar bugüne kadar hiç görülmeyen seviyelere ulaştı. 2021’in ekonomik iyileşme sürecinde en önemli konulardan biri iş yaratmak ve istihdamı arttırmak olabilir.  Ekonomide iyileşme için işbirliği alanları  da yine öncelikle halk sağlığı ve ülkeler arasındaki aşı yarışına, Küresel Tüketici talebine, finansal piyasaların duyarlılığı ve sermaye akışlarına bağlı. Bu yüzden pandemi süresince devletler tarafından verilen politik parasal destek çok erken geri çekilemeyecek gibi görünüyor.

Ticaret ve teknoloji

5G teknolojisiyle 2020’de zirveye ulaşan ABD – Çin arasındaki rekabet 2021’de de robotlar, yapay zeka gibi konularda artarak devam edecek. Çin’in teknoloji hakimiyeti kurmasını önlemek, Çin’in standartlarını küresel norm haline getirme girişimlerini durdurmak, siber güvenlik konusunda işbirliği yapmak, 5G’den başlayarak kritik teknolojileri korumak için ortak bir yaklaşım oluşturmak, dijital ekonomide adil vergilendirme gibi konular, teknoloji ve ticaret konularında ortak işbirliği alanları olması beklenebilir. Bu nokta’da özellikle ABD-AB arasında işbirliği görülebilir. Zira Avrupa Komisyonu’nun gündemindeki konulardan biri de ülkeler arasında Teknoloji Konseylerinin kurulmasıydı. Ancak, dijital vergiler, veri gizliliği gibi konularda ortak bir zemin bulmak çok da kolay olmayacak. Diğer yandan, pandemi süresince tedarik zincirlerinde meydana gelen değişimleri iyi okumak gerekiyor. Küresel işbirlikleri pandemi nedeniyle değişime uğrayan pazar yerlerini yeniden şekillendirecek.

 

 

Dış politika

Çin, 2021’de  dünya dış politika gündeminin yine odağı olacak. Çin konusunda işbirliği küresel sistemdeki ittifakların temel unsuru olarak öne çıkacak. Diğer işbirliği alanları, İran nükleer anlaşmasının yeniden kurulması, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması, AB Savunma kimliğinin yeniden tanımlanması olabilir. NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti diyen bir Fransa’yı hatırlayın NATO konusunda bölünmüş bir Avrupa var. Bu konuda AB’nin yapışkanı ABD olabilir. Dış politika gündeminin merkezinde ise, otoriterlik, insan hakları ihlalleri ve yolsuzlukla mücadele başlıca çalışma alanları olarak görülebilir. Doğu Akdeniz’de ABD-AB yakınlaşması önemli. Aralık ayındaki AB Liderler zirvesinde iki taraf hem Doğu Akdeniz hemde Türkiye ile ilişkiler noktasında eşgüdümlü hareket etme kararı aldılar. Zirve de ayrıca AB’nin Türkiye’ye uygulayacağı sert yaptırımlar Mart ayına ertelendi. Yaptırımlar ABD ile S-400 ‘ler, AB ile de Doğu Akdeniz nedeniyle 2019 ve 2020’nin en önemli konu başlıklarından biriydi, 2021’de de öyle olacak. Zira, S- 400 ile ilgili ABD, Aralık’ta Savunma Sanayiini hedef alan bir dizi yaptırım kararı açıkladı. 2021’de bu yaptırımların devamını görebiliriz. Orta şiddette açıklanan yaptırımların şiddeti daha da artabilir. AB’den Mart ayında gelecek bir başka yaptırımla birlikte bu fatura Türkiye için çok ağır olabilir. Bir yandan  Küresel işbirliğinin 2021 için bir çıkış noktası olacağı konuşulurken ABD-AB bloğu tarafından uygulanacak şiddetli bir yaptırımlar, dünyanın iyileşmek için ihtiyaç duyduğu ‘küresel işbirliği’ ruhuna zarar verecektir.  Böyle bir durumda dışlanan Türkiye, yeni işbirlikleri arayışlarına yönelebilir.  Bu dünyayı yeni bir kutuplaşmaya sürükler.

İklim

Pandeminin belki de en önemli sonuçlarından biri küresel iklim değişikliğine karşı oluşturulacak ortak irade gereksinimi olacak. Aksi takdirde Pandemi sonrası yeni global kriz iklim kaynaklı olabilir. ABD eski başkanı Trump Paris iklim anlaşmasından çekilmişti. Biden göreve gelir gelmez  anlaşmaya yeniden dönme sözü vermişti. İklim değişikliği ile mücadele için oluşacak ortak irade küresel işbirliğinin önemli alanlarından biri olabilir. Burada en önemli işbirliği konusu ülkelerin, 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna yönelik ortak bir taahütte bulunmaları ve Dünya Ticaret Örgütü ile uyumlu bir yeşil ticaret gündeminin oluşturulması.

Sonuç olarak; 2019’dan miras kalan çatışma ve korumacılık politikaları 2020’de pandemi süreci ile uykuya geçti ve dünyanın daha çok içine kapandığı bir ‘’mücadele’’ dönemi oldu. 2021 ise kartların yeniden karıldığı ‘takdik ve eylem’ dönemine geçiyoruz. Daha çok işbirliğine dayalı resetlenmiş ilişkilere tanıklık edeceğimiz  bir 2021 yılı göreceğiz. Geniş tabanlı işbirliğinin önünde ise en büyük engel teknoloji konusunda yaşanacak gibi görünüyor. 2021, 2020’den daha iyi bir yıl oluyor mu göreceğiz ama uluslararası alanda daha çok diyalog ve işbirliği şart gibi görünüyor.

Buse Biçer Akbaş